
Mimari Kültür
Ankara Sheraton’ın şarap şişesini andıran o ikonik silueti, mimarinin beton ve taştan çok daha fazlası olduğunun, kentin köklü bağ kültürünü yapıları sadece birer barınma alanı olmaktan çıkarıp, ziyaretçisine daha ilk bakışta kentin geçmişini, kimliğini ve unuttuğumuz yeşil hafızasını fısıldayan yaşayan birer hikaye anlatıcısı yapar.
Bagların
Kültürüne
Etkileri
Mimari
Biçimsel Sembolizm
Bağcılık ve şarap üretimi, mimari tasarıma doğrudan bir form (biçim) ilhamı verir. Sheraton örneğinde olduğu gibi, bir yapının kütlesel tasarımı, doğrudan o bölgenin en köklü üretim nesnesine (bir şarap şişesine) referans verebilir. Bu durum, mimariyi sadece bir barınma ya da konaklama alanı olmaktan çıkarıp kentin geçmişine saygı duruşunda bulunan devasa bir heykele, yaşayan bir anıta dönüştürür. Ziyaretçi daha yapının içine girmeden, dış cephedeki o kavisli siluetle bölgenin kimliği hakkında bir hikaye okumaya başlar.
Mekânsal Kurgu ve Mikroklima Kontrolü
Bağ kültürü, mimarinin iç mekan organizasyonunu ve mühendisliğini de kökten etkiler. Şarabın olgunlaşma ve saklanma süreçleri (mahzenler, kavlar), mimariyi toprağın altına, yani ısının sabit kaldığı korunaklı alanlara yönlendirir. Kalın taş duvarlar, az ışık alan kemerli koridorlar ve doğal havalandırma sistemleri, tamamen bağın ihtiyaç duyduğu mikroklima (küçük iklim alanı) koşullarını sağlamak için tasarlanır. Bu durum, mimaride "brütal" ve toprağa bağlı, mağara benzeri mistik bir iç mekan estetiği yaratır.
Malzeme Seçimi ve Toprakla Bütünleşme
Bağ mimarisi, doğadan ve topraktan kopamaz. Bu kültürden etkilenen yapılarda yerel taşlar, kerpiç, ahşap ve eskidikçe güzelleşen ham malzemeler tercih edilir. Yapı, üzerinde yükseldiği bağın bir uzantısı gibi görünmelidir. Üretim binalarının veya bağ evlerinin çatılarında, teraslarında kullanılan ahşap strüktürler, asmaların sarılmasına ve gölge alanlar yaratılmasına izin vererek doğayla mimariyi iç içe geçirir.

Sheraton Otel

Sheraton Otel